Baharımız solmadan

Latif Erdoğan | Bugün | 27.04.2010

Hayat serüvenini nasıl noktalayacağımızı bilmiyoruz.


Bu bilgisizlik, bir bakıma metafizik yanımızı besleyen en önemli dinamiklerden biri. Hangimiz, ne zaman, nerede ve nasıl can verecek meçhulümüz. İyi ki de öyle. Gaflete, nefsin uluorta ve sonu gelmez isteklerine, taleplerine, hırslarına, ihtiraslarına vurulan darbe; beşeri hazları, süfli zevkleri, fani sahiplenmeleri acılaştıran, minimize eden, sıfırlayan inzar yüklü bir müdahale elbette bizim çok yönlü hayrımıza. Yine de insanız, nisyanın çocuklarıyız. Yine de beşeriz, şaşmak, şaşırmak ihtimalinin tam ortasındayız.

Korkulu, sıkıntılı, dar, çaresiz, bitkin anlarımızın her nefesine içirdiğimiz, o samimi, içten, yürekten dualarımız, niyazlarımız, yakarış ve yalvarışlarımız, güvenli, sürurlu, bolluk ve refah dolu vakitlerimizde bize ne kadar süre daha eşlik edebiliyorsa; manevi coşkunluklarımızın bir bir bizi terk etmeleri sonucu döndüğümüz normal halde ne nispette sabit, değişmez dini ve ahlaki prensiplere aktif bağlılığımız kalıcı olabiliyorsa, şuurumuz o oranda açık ve bizler inzar yüklü bu müdahalenin olumlu sonuçlarından o oranda nasipliyiz demektir. Durum ne ölçüde aksiyse, netice de o nispette aksidir.

Gelin, hayat serüvenimizi en hayırlı sonuçla tamamlamaya ahdedelim. Söz verelim kendi kendimize, halifenin şanımızı şahit tutarak söz verelim, bize bir vedia, bir emanet olarak verilen maddi manevi bütün mahiyetimizi, daima bize bu mahiyeti bahşedenin yolunda, O'nun izni, emri, muradı ve meşieti doğrultusunda kullanacağımıza söz verelim.

YAZININ TAMAMINI OKU


Sitelerimiz En İyi INTERNET EXPLORER İle Görüntülenmektedir