Anafor ve biz

Latif Erdoğan | Bugün | 12.01.2010

Sözü sahiplenmesi gerekenlere büyük uyarı vardır ayette:


"De ki: Eğer babalarınız/atalarınız, çocuklarınız, kardeşleriniz, eşleriniz, aşiretiniz/oymağınız, çetin bir uğraşı sonucu elde ettiğiniz mallarınız, iflas endişesiyle üzerinde titrediğiniz ticaretiniz, mutluluk duyduğunuz evleriniz, konaklarınız/yalılarınız sizler için Allah'tan, resulünden ve onun yolunda yapılması gereken cihattan sevgiye daha layık ise, Allah'ın başınıza saracağı şeyleri bekleyin, görün o zaman... Hem, Allah, yoldan sapmış bir topluluğu asla doğruya iletmez." (9/ 24)

Bozulmalar bireylerden başlar ve tahrip olması sebebiyle de çok kısa zamanda yayılır, toplumu istila eder. Tutku haline dönüşen sempatiler, yüce ve yüksek ideallere ulaşmaya engel tutsak kılıcı faktörler haline gelir. Değerler aşınır, kıymetler kaybolur, öncelikler yer değiştirir, uğruna yaşanılanlar, gerektiğinde uğruna ölünenler, bilinmez, tanınmaz, umursanmaz olur. Aidiyetler süflileşir. Toplum, kendini inkâra uzanan çizgide redd-i mirasa başlar. Uyarılar da fayda etmez. Nihayet tekvini emir hükmünü verir; benzerleri gibi, bu toplum da silinir, biter, tükenir...

Tabularını aşamayan bir toplumun akıbetinden bahsediyoruz. Babalarını, dedelerini, atalarını tabulaştırmış, onların yanlışlarını dahi bütünü doğru ve en doğru olan vahyin tekliflerine tercih etmeye yeltenmiş bir toplumun vardığı ya da mutlaka varacağı kötü sonuçtan söz ediyoruz. Olması gereken, olması meşru sayılan fıtri bir sevgi, bir bağlılıktan öte, sırf vahyin tekliflerine karşı gelmek uğruna uydurulmuş suni bir sevgi, bahana kabilinden bir bağlılıktır bu köksüz seremoni. Asla, haklı bir ...


YAZININ TAMAMINI OKU


Sitelerimiz En İyi INTERNET EXPLORER İle Görüntülenmektedir