Örneğin Rasim Ozan Kütahyalı "DTP'nin kapatılması siyaseten yanlıştır ama hukuken doğrudur" gibi analizlerin bütünüyle zırva olduğu, Anayasa Mahkemesi'nin kendisinin bu yapısıyla ve misyonuyla evrensel hukuka aykırı olduğunu, zaten Türkiye'de hukukun hep siyasal olageldiğini, bu anlamda DTP'nin kapatılmasının da hukuki tahlilinin yapılamayacağını yazdı.
İhsan Dağı da aynı konudaki yazısında şöyle diyordu: "Anayasa ve yasalar ortadayken AYM'nin kapatmaktan başka çaresi yoktu tezi için hiç kullanmadığım bir sözü kullanacağım: Çifte standart. AYM'nin RP ve FP'yi kapatması, cumhurbaşkanlığı seçimleri için icat ettiği 367 şartı, 'laiklik karşıtı eylemlerin odağı olduğu' yaftası, Anayasa'nın 10. ve 42. maddelerinin değiştirilmesi yetkisini aşarak iptali ne kadar Anayasa'ya ve yasalara uygunsa DTP'nin kapatılması da ancak o kadar yasal ve hukukîdir. AYM mevcut yapısı ile sonuna kadar 'siyasî' ve meşruiyeti tartışmalı bir kurumdur."
Önce çifte standart eleştirisinden başlayalım:
Bana kalırsa çifte standart eleştirisinin tamamen yersiz kullanıldığı bir durumla karşı karşıyayız. Çünkü karşılaştırılan örnekler birbirine hiç benzemiyor.