Hatırladığım, en son Başbakan'ın "one minute" çıkışı sonrası yoğun bir biçimde kullanılmıştı. Siyasetçinin dar parti çıkarlarını ya da dar ülke çıkarlarını gözetmek yerine, hatta bu çıkarlara aykırı göründüğü zamanlarda bile ahlaken, vicdanen doğru olanı yapması şeklinde tanımlanabilir.
Şimdi de Sudan Devlet Başkanı Ömer el Beşir'in Türkiye'ye gelişiyle ilgili tartışmalarda aynı kavrama atıf yapıldığını görüyoruz.
Beşir dolayısıyla yaşanan krizi biliyorsunuzdur. Darfur'da 300 bin kişinin öldürülmesinden ve 2 milyonu aşkın kişinin zorla yer değiştirilerek "etnik temizlik"e uğratılmasından sorumlu görülen bu general-devlet başkanı hakkında "insanlığa karşı suç işlemiş bir savaş suçlusu" olduğu gerekçesiyle Uluslararası Ceza Mahkemesi'nin aldığı tutuklama kararı var. Dünyanın neresinde görülürse yakalanacak! O yüzden de ülkesi onun için büyük bir hapishane haline gelmiş. Kafasını dışarı çıkaramıyor. Sadece, "koğuş-ülke"sinden çıkıp volta atabildiği, bir nev'i hapishane avlusu görevi gören bazı ülkeler var: Eritre Mısır, Libya, Katar, S.Arabistan, Etiyopya ve Zimbabve gibi...
Ve ne ayıp ki, bir de Türkiye...